KISACA CAPOEIRA

 

capoeira

Capoeira Brezilya asıllı bir savunma sanatıdır. Brezilya’ da yaşayan Afrika asıllı  kölelerin kendilerini savunmak için geliştirdikleri bu saldırı kökenli spor bugün  Brezilya başta olmak üzere Dünyanın 48 ülkesinde resmi olarak yapılmaktadır.  Estetik görünümü ve katı formlara sahip olmayışı Capoeira’ yı diğer savunma  sanatlarından ayırır. Bir çok insana göre Capoeira bir savaş sanatı, savunma sanatı  ya da sadece bir dans olabilir. Brezilya’daki Capoeira’nın kökenlerini yaratan  köleler için Capoeira ‘Özgürlüğe giden yol’ olarak kabul görmüş. Eğer siz Capoeira  ile ilgileniyorsanız ya da yapıyorsanız, cevabını çok rahatlıkla verebilirsiniz.

    Capoeira, Roda adı verilen insanlardan oluşan bir çember yada yuvarlak daire  yada yarım daire içerisinde 2 kişi ile belli stillerde ve ritimlerde oynanan bir oyundur. Bu oyunun adı JOGO’ dur. Roda çemberinin ve Jogo ( jogu ) oyununun belli töresel kuralları vardır.

    RODA, orkestra’yı da içinde barındırır.Oyun müzik eşliğinde,saldırı ve savunma kavramları temel alınarak oynanır.Bu oyunda rakipler birbirlerine ağırlıklı olarak zihinsel ve bunun yanında fiziksel üstünlük sağlamaya çalışır. Fakat saldırılar ve üstünlük kurma,yıkma anlamında deil aksine birliği ve uyumu sağlamak içindir.

    Capoeira iki temel stil halinde oynanan bir oyundur.Angola ve Regional.Her iki stildede kurallar,oyunun anlamı ve amacının bilinmesi ,uygulamaktan çok daha önemlidir.Capoeira’yı özel yapan şey budur.

CAPOEIRA TARİHİ

axe capoeiraPortekizliler, 16. yy’ın 30′lu yıllarında, şeker pancarı üretimi için çalıştıklarından birçok işçiye ihtiyaç duymuşlardı. Bu yüzden, kendi yerlileri olan “Tupi” kızılderililerini köleleştirmeye çalıştılar. Kızılderililer işçi değil, avcı olduklarından, o kadar yoğun bir tempoya ayak uyduramıyorlardı, ama buna karşın yine de köleleştirildiler. Portekizliler, köle kullanımında uzman olmalarına rağmen, kısa bir süre içinde yüzbinlerce kızılderili çeşitli nedenlerle ölmüş ve bu nedenle kilise kızılderililerin köleleştirilmesini yasaklamıştır. Açık kalan işçi boşluğu bir şekilde doldurulması gerekmiştir.

    Bu düşünceyle hareket eden Portekizliler, kısa bir süre sonra, 1538 yılından sonra Afrika’dan Brezilya’ya 2-3 ile 18 milyon arasında bir sayıda köle getirtmeyi başarmıştır. Kölelerin çoğu, çok kötü şartlar altında kuzeydoğu Brezilya’daki şeker pancarı üretim sahalarında çalıştırılımıştır. Bu dönemde, birçok köle kaçmaya çalışmış, kaçarken veya kaçtıktan sonra “Capitães do mato” (ormanın kaptanları) tarafından yakalanıp çok büyük cezalara çarptırılmışladır. Capitães de mato’ya yakalanmadan kaçabilen köleler (o dönemde sayıları pek fazla değildi) yaşamlarını tehlikeli ormanlarda sürdürmek üzere kurdukları “quilombos” adı taşıyan köylere (topluluk) yönelmişlerdir. Kısa bir zaman sonra, Brezilya’nın ormanlarında birçok quilombos kurulmuştur. Bunların başlangıcı 16. yy’ın 90′lı yıllarında, Palmares’in ormanlarında (bugünkü Alagoas) görülmüş ve sayıları sürekli artmıştır. Buna rağmen, quilombos sayısı Portekiz askerlerine karşı koyabilecek ölçüde gelişmemiştir.

Bu durum, 14 Şubat 1630 yılında Hollandalılar’ın üçbine yakın askerle Portekiz ordusuna saldırmasıyla değişmiş ve köleler ayaklanarak kaçma imkanı bulabilmişlerdir. Palmarino’lulara katılan çok sayıda köle, Palmarino’luların kendilerine olan güvenlerini arttırmıştır.

    1635 yılında, quilombo’ların başına Gunga-Zumba (anlamı: büyük öncü) geçmiştir. Gunga-Zumba önderliği ele aldıktan sonra, Hollanda ve Portekiz askerleri birçok kez Palmarino’ya saldırı düzenlemiş, ama her seferinde başarısız olmuşlardır.

    1667′den 1670′e kadar Pernambuco’nun güneyi Palmarino’luların egemenliğinde kalmıştır. 1676′da Pernambuco’nun o dönemki generali olan Pedro de Almedia, acımasızlığı ile ünlenen komutan, Fernão Carrilho’yu Palmarino’yu yerlebir etmesi için görevlendirmiştir. 1667′de Palmarino’ya saldırılmış ve kuşatma sonucunda Gunga-Zumba’nın Amaro’da bulunduğu ortaya çıkmıştır. Komutan Fernão C. Gunga-Zumba’yı ele geçirebilme amacıyla Amaro’ya saldırmış, ama ayağından ağır bir yara almasına rağmen Gunga-Zumba kaçmayı başarmıştır.

    1678′de Porto Calvo’ya geri dönen komutan, büyük ölçüde asker kaybetmesine rağmen, Portekiz halkı tarafından bir şampiyon gibi karşılanmıştır. Generalin elinde 200′den fazla Palmarino esiri bulunmasından dolayı, Gunga-Zumba’yla bir antlaşmaya varmaya çalışmış ve savaşlardan yorgun düşen Gunga-Zumba antlaşmayı kabul etmiştir. Bunun ardından, Gunga-Zumba yanına birçok Palmarino’luyu alarak Serinhaém’den 32 kilometre uzaklıkta bulunan Lucaû’daki bir rezerveye yerleşmiştir. Herkes Palmarino’luların yenildiğini düşünürken, kısa bir süre sonra halk yeniden ayaklanmış ve yeni kral, öncekilerden daha acımasız ve kararlı olan Zumbi başa geçmiştir.

     İlk quilombo’lar kurulmadan önce, tutsak dönemlerinde geliştirilen Capoeira, Gunga-Zumba’nın döneminde de kullanılmasına rağmen, en yoğun Zumbi’nin döneminde kullanılmıştır. Zumbi’yi yok etmek için birçok girişimde bulunulmuş ve sonra Pernambuco’nun generali, “yabani” lakabı takılmış Domingos Jorge Velho’yu Bandeirantes’in başına geçirerek, Zumbi’yi ve Palmarino’luları yakalamak üzere görevlendirmiştir. Birçok kez savaşa girilmesine rağmen, Velho her seferinde başarısız olmuş, ama pes etmemiştir. Pernambuco’nun zengin tabakası, Palmarino’lular yüzünden birçok köle kaybetmiş ve bunun sonucunda generale baskı yapmaya başlamışlardır. General, bunun üzerine 1694 yılında Velho’ya, Palmarino’ya karşı 9000 asker vermiştir. Bu savaş Palmarino tarihinde ikinci en büyük savaş olmuştur. Velho başarısız olmak üzereyken, Macaco (Palmarino’da bir quilombo)’nun önüne altı tane top getirtmiş ve Palmarino’luları geri çekilmeye zorlamıştır. Bu sistemi bir raya oturtarak, Velho tüm köyleri birer birer yıkmaya başlamıştır. Savaş bittikten sonra, Palmarino’luların çok azı hayatta kalmıştır ve bunlardan birisi de Zumbi’dir.

     Kitaplarda anlatılana göre, Zumbi çok yakın bir arkadaşı olan Antônio Soares’in ihbarı üzerine öldürülmüştür, çünkü Soares Portekizlilerin tutsağı konumunda olduğundan, işkencelere daha fazla dayanamayarak Zumbi’yi ele vermiştir.

    20 Kasım 1695′de Gongoro’da Zumbi Soares’le karşılaşmış ve sarıldıkları sırada, Soares Zumbi’nin karnına bir hançer saplamıştır. Aniden meydana çıkan Portekiz askerlerinden kaçmaya çalışırken, Zumbi bir kişiyi öldürmüş ve birçok kişiyi yaralamıştır.

    Zumbi’nin ölümü ile Palmarino direnişi sona ermiştir. Palmarino’nun tarihi Capoeira’nın da tarihi olmuştur, çünkü siyah kölelerin ateşli silahlara karşı kullandıkları en büyük silahları Capoeira’ydı. Bundan dolayı, 13 Mayıs 1888 Brezilya’daki “abalição” (köleliğin kalkması)’dan sonra isyancıların vazgeçilmez silahı Capoeira da yasaklanmıştır. Bu engellere rağmen, siyah kültürün bir öğesi olan Capoeira hayatta kalmayı başarabilmiştir.

   ” Vücutları silahlarıydı. Dansları ise kamufle. Bu gizlilik aynı zamanda da onların hayat felsefesi ve kültürü oldu.”